Peri Bacaları: Gerçeküstü Jeolojik Bir Fenomen

Volkanik bir patlama, her zaman doğanın yıkıcı bir gücü olmayabiliyor. Bazen de sihirli bir yapının ortaya çıkmasına neden olabilir. İşte bunun en güzel örneklerinden biri Peri Bacaları. Orta Anadolu’nun yüksek platolarında yer alan olağanüstü bu fenomen, ayrıntılı bir şekilde incelenmeyi hak ediyor.

O halde peri bacalarının ilginç hikayesini anlatmaya başlayalım. Bu şahane doğal anıt, masallardaki gibi bir sihirle oluşmadı. Peki, nasıl bir kuvvet, kayayı ve taşı yeryüzünden yükselen bir mantara dönüştürüp üzerine de şapka benzeri sert kayaçlar koyar? İşte ayrıntılar…

Peri Bacaları Nasıl Oluşmuştur?

Peri bacası nedir sorusuna şu şekilde bir kestirme cevap verebiliriz: Alışılmadık kaya oluşumlarıdır. Peki, görüntüsü ve özellikleri gereği alışılmadık bir doğal anıt olan peri bacaları nasıl meydana gelmiştir? Peri bacaları oluşumu ile ilgili bilgiler:

Peri bacaları, Tersiyer adı verilen 3. jeolojik zamanda teşekkül etmeye başlamıştır. (Tersiyer, günümüzden 65 yıl önce başlayan ve günümüzden 2 milyon yıl önceye kadar süren jeolojik bir periyottur. 63 milyon yıl sürmüştür) Bu dönemde peri bacalarının görüldüğü bölgelerde 3 volkan sık sık patlamaya başladı. Volkan külü, lav ve bazalt yatakları günümüzdeki manzaranın temellerini attı. Depremler ve erozyonların uzun süren etkileri, bugün görülebilen vadilerin ve peri bacalarının oluşmasına katkıda bulunmuştur.

peri bacaları

Peri Bacalarının Özellikleri Nelerdir?

Jeolojik gelişimin Tersiyer döneminde (65 milyon ila 2 milyon yıl önce) Avrupa Alplerine ek olarak, Anadolu’nun güney kesimindeki Toros Dağları teşekkül etti. Dağ oluşumunun “Alp dönemi” sırasında derin çatlaklar ve büyük çöküntü alanları oluştu. Kırılma işlemi, yeraltı magmasının (erimiş haldeki kayalar) Erciyes, Develi, Melendiz, Keçiboyduran ve Hasan Dağ konilerini oluşturduğu yüzeye gitmesini sağladı. Dolayısıyla peri bacaları hangi dağların etkisiyle oluşmuştur sorusuna bu dağları cevap olarak verebiliriz.

Çok sayıda patlamanın ardından bu konilerin boyutu arttı ve Toros Dağları’na paralel uzanan bir volkan zinciri tekvin etti. Ayrıca volkanik malzeme yavaşça depresif bölgelere doğru ilerledi ve daha önce oluşmuş tepeleri ve vadileri kapladı. Bu jeolojik aktivite bölgenin genel manzarasını değiştirerek plato görünümü verdi.

İlginizi ÇekebilirGizemli Bir Doğal Anıt: Cennet Cehennem Mağaraları

Rüzgar, iklim, mekanik ayrışma, yağmur, kar ve nehirler erozyon Kapadokya bölgesinde alışılmadık ve karakteristik kaya oluşumları yarattı. İlkbaharda keskin sıcaklık değişimleri, şiddetli yağışlar ve eriyen kar ile bölge iklimi, Kapadokya manzarasının oluşumunda önemli bir rol oynar. Buna ek olarak, mekanik ayrışma parçalanmadan sorumludur çünkü kayalar ısıtıldığında genleşir ve soğudukça parçalanır. Çatlaklardaki donmuş su da parçalanmaya neden olabilir. Bununla birlikte, en önemli itikal/toprak aşınması kaynakları yağmur ve nehirlerdir.

Şiddetli yağış platonun pürüzsüz yüzeyini, kayalarda önceden var olan çatlakları izleyen karmaşık bir oluklara dönüştürdü. Aşınmış malzemeler daha sonra nehirler tarafından çıkarıldı. Bazen akarsu ve nehirler volkanik toprağa çok keskin dikey kesikler yaptı ve iki veya daha fazla oluğun kesiştiği yerde izole zirveler oluşturdu. Yağmur ve nehirler de Zelve ve Göreme gibi vadiler oluşturdu.

Kapadokya Peri Bacaları Nerede?

Söz konusu peri bacaları ise zihnimize düşen ilk yer Kapadokya bölgesidir. Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde bu doğal ve tarihi teşekkülü barındıran bölgeyi görmek mümkündür. Ancak Nevşehir’in Ürgüp, Avanos ve Uçhisar bölgeleri arasında kalan çukurluklarda daha çok görülür. Aynı şekilde Nevşehir’e bağlı olan Çat Kasabası’nda da peribacaları görülebilir.

Türkiye’deki peri bacaları, sadece Nevşehir’e bağlı olan bölgelerde yer almaz. Aynı zamanda Erzurum, Van, Afyon ve Konya gibi şehirlerde de bu doğal anıtları görmek mümkündür.

Peri Bacalarının Şapkası Nasıl Oluşmuştur?

“Peribacaları” olarak bilinen ilginç kaya oluşumları, vadilerin yamaçlarında aşağı doğru akan rüzgar ve sel suyuyla şekillendirilen bu çökelti taşının erozyonu sonucu zuhur etmiştir. Su, sert vadide çatlaklar oluşturarak vadilerden geçerek kendine bir yol yaratmıştır. Altında daha yumuşak, kolayca aşınabilen malzeme, yamaçları bastırarak yavaş yavaş süpürülmüş ve bu şekilde bazalt kapaklarla (şapka) korunan konik oluşumlar yaratılmıştır.
 
Ürgüp yakınlarında bulunan şapkalı peri bacalarının geometrik bir şekli ve bunun üzerinde bir kaya vardır. Bu geometrik şekil, konik olarak lanse edilen bir yapıdadır. Koni tüf ve volkanik külden oluşmuşken, başlık/şapka lahar veya ignimbrit gibi sert, daha özgül bir taş kütlesidir. Kapadokya’da bulunan peribacaları farklı yapılarda tüm ihtişamını gözler önüne serer. Örneğin koni görünümlü, silindir ve sivri gibi muhtelif peribacası tiplerine denk geliriz.

İlginizi Çekebilir: Türkiye’de Görülmesi Gereken Doğal Anıtlar

Peri bacalarının hasıl olmasındaki en büyük pay sahibinin kaskete benzer taş kütleleri olduğu söylenir. Bu kütlelerin parçaları bu yapıların bulunduğu arazi yapısından daha serttir. Bu durum silindir şeklinde yükselen ve daha dayanıksız olan gövdenin muhafaza edilmesini sağlar. Peri bacalarının gövdesi tektonik taş, volkanik kül ve tüften; kasketvari bölümü ise proklastik kayaç ve lahit gibi katı ve dayanma gücü son derece yüksek kayalardan var olur. Bu nedenle sert başlıklar, geometrik ana gövde kabuğunun doğal dış kuvvet hasarına karşı daha güçlü olmasını sağlar. Dolayısıyla bacaların varlığı ve ayakta durması şapkaların sahip olduğu hasarı öteleme yeteneğine bağlıdır.

Peri Bacaları Hangi Kayaçlardan Oluşmuştur?

Gövde kısmı tüfit, volkanik kül ve magmatik kayaç; şapka kısmı ise lav püskürmesi ile açığa çıkan camsı materyal ve lahit gibi maddelerin birleşiminden varlık kazanmıştır. Aynı zamanda minerallerden oluşan killer, kumtaşı, algomera gibi jeolojik kayaçlar da peribacalarının var olmasında söz sahibidir. Kil ve kalsiyumun karışımıyla vücut bulan yeşil renkli marn isimli kayaç türü de peribacalarının teşekkülüne olanak tanır.

Para Bacaları Adı Nereden Gelir?

Peribacalarının isminin nereden geldiği konusunda çeşitli hikayeler anlatılır. Bu hikayelerden en bilineni şu şekilde:

Kulaktan kulağa yayılan hikayelere göre Göreme bölgesindeki bir köyde genç bir adam yaşarmış. Genç adam bacaların olduğu bölgeye çeşitli ürünler eker ve bacaların içini de kazarak oyarak girintili çıkıntılı bölümler inşa edermiş. Bu oyuklara kuşlar yumurtalarını emanet edermiş. Gel zaman git zaman peribacalarının olduğu bölge o dönemde bolluğun ve bereketin sembolü haline gelmiş.

Ancak genç adam yaşlanmış ve ektiği ürünler ile eskisi kadar ilgilenemez olmuş. Hasata gittiğinde peribacalarının olduğu bölgede yorgunluktan yere düşmüş. Ardından haline üzülmüş ve bir ağıt yakmış. Kısa bir süre sonra adamın bulunduğu yere periler gelmiş ve söylenenlere göre perilere eşlik eden güçlü ateşe sahip meşaleler varmış. Bu andan itibaren periler, ekinleri ve üzümleri toplayarak yaşlı adama yardımcı olmuşlar. Yaşlı adam önce tüm bunların bir sanrıdan ibaret olduğunu tahayyül etmiş ancak aynı tabiatüstü varlıklar her gün adama yardım etmeyi sürdürmüş.

Köy sakinleri, yaşlı adamın tek başına bu kadar işi gerçekleştirmesinin imkansız olduğunu düşünmüş. İhtiyar adam, perilerin yardım ettiğini dile getirse de hiç kimse bu anlatılanlara inanmamış. Periler de ihtiyar adam öldükten sonra bir daha ortalıkta dolaşmamış ve sonsuza kadar gizlenmek için ant içmişler.

Kaynak

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*